Eski Milli Görüşçüler meselesi

Siyasi süreçler, kendisini Milli Görüş çizgisinde kabul edenlere zorunlu iki şık sundu; AK Parti ve Saadet Partisi. Bir kısmı AK’lı oldu bir kısmı da SP’li.

Sonuçta nasıl bir tercihte bulunurlarsa bulunsunlar iki ayrı yola gidenler yine de Milli Görüş ile bir şekilde ilgi kurularak tanımlanmaya devam edildi.

Saadet’i seçenler zaten Milli Görüşçü idiler ama AK Parti’yi seçenler de çoğunlukla “eski Milli Görüşçü” olarak tanımlandılar.

Milli Görüşçü olmadığını keskin bir dille ifade edenlerin neden ısrarla “eski Milli Görüşçü” olarak tanımlandıkları / yaftalandıkları çok tuhaf gibi gözükse de anlaşılabilir bir durum.

AK Partililere “eski Milli Görüşçü” diyenlerin bir kısmı, Milli Görüş’ü bir kötü adres olarak gördüklerinden dolayı AK Parti’yi kötülemek için bu tanımlamada ısrar ettiler. AK Parti’yi olumlamak isteyenlerin bir kısmı da Milli Görüş’ü müspet bir referans olarak gördükleri bu söylemi tercih ettiler.

Dolayısıyla AK Parti’nin dostlarının ve muhaliflerinin önemli bir kısmı bu partinin Milli Görüş ile ilintisini zihinlerde diri tuttular.

Öyle ki, Necmettin Erbakan bile Bülent Arınç’la ilgili konuşurken “O hiçbir zaman Milli Görüş gömleğini çıkaramaz ve çıkartmadı da” şeklinde konuşarak anlattığımız konuya güzel bir örnek sunmuştur.

Aynı şekilde, 150’ye yakın vekilin Tayyip Erdoğan tarafından seçim öncesinde liste dışı bırakılması karşısında, Milli Gazete ve TV 5 de konuyla ilgili haberlerini “eski Milli Görüşçü” şeklinde tanımlayarak vermişlerdir.

Halbuki, ANAP’ta siyaset yapan 12 Eylül öncesinin eski MSP’lileri için Milli Görüş etiketi bu kadar etkin kullanılmamıştı.

AK Partililerin ısrarla “eski Milli Görüşçü” diye tanımlanmasında yukarıdaki iki sebebin dışındaki diğer güçlü sebepler de şunlar olabilir.

AK Partililerin “biz gömleği çıkardık” şeklindeki açıklamaları ciddi bulunmuyor, bu açıklamaların siyaseten yapılmış olduğu düşünülüyor olabilir.

AK Partililerin aslında değişmiş olmakla beraber yine de amaçlarının Milli Görüş amaçlarına yakın olduğu kabul ediliyor olabilir.

AK Parti’nin, Milli Görüşten ve onun partisi Saadet’ten hangi konularda farklı olduğu AK Parti yöneticileri tarafından topluma açık ve anlaşılır şekilde anlatılamamış olabilir.

Benzer şekilde, Erbakan’ın ve SP yöneticilerinin de AK Parti ile aralarındaki farkları inandırıcı şekilde seçmene anlatamamış olabilir.

Özellikle son madde üzerinde durmak gerekir. Bu kadar açık zıtlaşmaya, restleşmeye rağmen nasıl olur da, SP, kendisi ile AK Parti arasındaki farkı anlatamamış olabilir?

Evet, AK Parti ile ilgili Saadet tarafından çok ciddi ithamlar yapılmış, Cehennem, Bizans, Yahudi, domuz gibi çok hassas kelimelerin de kullanıldığı bir takım fark koyucu tanımlar denenmiş de olsa da zihin karmaşıklığı devam ediyor.

Yüzde 2.3’ün içinde yer alan bir çok saadetli, Erdoğan ve Gül için “bizimkiler” diyebiliyor, Gül’ün Cumhurbaşkanı olması için dua edebiliyor, bazı vekiller liste dışı kaldığı zaman Başbakan’ı Milli Görüşçüleri liste dışı bırakmakla suçlayabiliyor.

Bu durumda, AK Parti ve Saadet, aslında iki ayrı parti olsa da bazı zihinlerde “sanki derin bir taktiğin ürünü” veya “lider anlaşmazlığının doğurduğu benzer iki çizgi” yada “niyetleri aynı olan ama dış güçler tarafından ayrı tutulan iki yakın parti” gibi kabul ediliyor.

O zaman sorun şu olabilir. Özellikle Saadet Partililer, AK Parti ile aralarındaki amaç, niyet, kadro ve anlayış farkını, gönüllerde yer edecek ve milletin aklının alacağı şekilde izah edememişlerdir. Zaten Erbakan hocanın AK Parti için kullandığı kimi ifadelerin “Hocam, bu kadar da olmaz” gibi tepki görmesinde biraz da bu anlayışın payı var.

Saadet Partisi, millete AK Parti ile arsındaki farkı tam anlatabildiği zaman partileşme sürecinde önemli bir aşamaya gelecektir.

Bugüne kadar yürütülen kısmen mizahi, kişisel eleştiriler barındıran ve daha çok dini semboller üzerinden yürütülen tavrın bu noktada yetersiz kaldığı hatta Saadet aleyhine sonuç doğurduğunu da göz önüne alırsak, Saadet’in yeni bir üslup denemesi zorunlu hale geliyor.

“Neden Saadet, AK Parti ile arasındaki farkı anlatmak zorunda, AK Parti’nin zorunluluğu yok mu” sorusu akla gelirse cevabım şudur: AK Parti “eski Milli Görüşçüler” diye tanımlansa da “gömleğini çıkaranlar” diye tanımlansa da kazanıyor. Onun için öncelikle SP’nin aradaki farkı koyma ve kendini daha açık tanımlama ihtiyacı var.

Nedim İLKAY
Boyuthaber

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 42 other followers