Bir sevda insanı! Recai Kutan…
Ekim 27, 2008 Yorum yapın
Nezaket, dürüstlük ve ahde vefa abidesi! Bir nezaket, dürüstlük ve ahde vefa abidesi olan Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkanı olarak ezilen, sömürülen maddi-manevi tüm alanlarda kuşatma altına alınan halkımıza karşı uygulanan ırkçı emperyalizmin planlarının akim kalması için bütün gücüyle çalıştı.
Bir sevda insanı!
Nezaket, dürüstlük ve ahde vefa abidesi!
Bir nezaket, dürüstlük ve ahde vefa abidesi olan Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkanı olarak ezilen, sömürülen maddi-manevi tüm alanlarda kuşatma altına alınan halkımıza karşı uygulanan ırkçı emperyalizmin planlarının akim kalması için bütün gücüyle çalıştı.
`Kendini bu topraklara adayan bir dava adamı` ve `yüreği mazlum milletler için çarpan bir sevda insanı` olan Recai Kutan, ömrünü ülkesine ve insanlığa adamış bir devlet adamı olarak muhalifleri tarafından da takdir gördü.
Saadet Partisi Eski Genel Başkanı Recai Kutan, 1930 yılında Malatya’da İsmail Bey ile Hatice Hanım’ın 3. çocuğu olarak hayata gözlerini açtı. Babası İsmail Bey, Malatya’daki Gazi İlkokulu’nun Başöğretmeni idi. İlkokulu burada, ortaokul ve liseyi ünlü edebiyatçı Arif Nihat Asya’nın müdürü olduğu Malatya Lisesi’nde okudu. Lise yıllarında Arif Nihat Asya’nın en has öğrencisiydi. Bugün dağarcığında 500 şiir olan bir siyaset adamı olmasını hem Asya’ya hem de rahmetli babasına borçlu olduğunu söylüyor.

1947 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazanan Recai Kutan, kendi deyimi ile ‘dolu dolu’ bir üniversite dönemi geçirir. Kutan’ın Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile omuz omuza verdiği 40 yıl süren mücadelesinin temeli de okul yıllarında atılır. Kutan, üniversiteye başladığında Erbakan hoca son sınıftadır. Kutan, o yılları şöyle anlatır: “Teknik Üniversite’nin bekçi kulübesini mescit yapmışlardı. İlk tanışmamız bu mescitte oldu. Ben mezun oldum, Erbakan ise Teknik Üniversite’ye hoca oldu. Sonra Gümüş Motor çalışmalarına başladı. Ben de 10 bin liralık hisse ile ortak oldum.”
Kutan, 1952 yılında inşaat yüksek mühendisi olarak mezun olur. 1952–1969 yılları arasında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde kısım mühendisi, başmühendis, bölge müdürlüğü ve genel müdür muavinliği görevlerinde bulunur. Bu tarihlerde GAP Etüd ve Planlama çalışmalarında da görev alır. GAP’ın planlarını aylarca katır sırtında gezerek çizer. Keban ve Gümüşkaya Barajları’nın yapımında da görev alan Kutan, Tümaş Türk Mühendislik ve Müşavirlik A.Ş. Genel Müdürlüğü görevinde bulunur.
Saadet Lideri’nin siyasi hayata adım attığı tarih ise 1973 yılına rast gelir. O güne kadar Milli Nizam Partisi’ni gönülden destek vermesine rağmen fiilen içinde yer almamıştır. Recai Kutan anlatıyor: “MNP’nin kapatılmasından sonra Milli Selamet Partisi kuruldu. O zaman Tümaş Mühendislik Şirketi’nin genel müdürüydüm. Bir gün bir arkadaş geldi dedi ki; ‘Bugün genel idare kurulumuz toplandı. Süleyman Arif Emre teşkilat başkanlığından istifa etti. Tüzüğe göre iki kişi dışardan seçilebiliyor. Zatıâliniz tam ittifak ile teşkilat başkanlığına tayin edildiniz. Sayın Erbakan size bu haberi vermemi istedi’ dedi. Dedim ki, daha partiye üye değilim. Teşkilatı tanımam. Gittim Hoca`ya. ‘Vallahi kardeşim biz arkadaşlarla böyle bir karar verdik. Kabul edersen et. Etmezsen vebaline razı ol’ dedi. Böylece paraşütle iner gibi siyasete girdim. O sırada Tümaş’tayım. Oradaki mesaimi, maaşımla birlikte yarıya indirip partinin teşkilat başkanı olarak çalışmaya başladım.”
HER KESİM TARAFINDAN TAKDİR GÖRDÜ
Dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile her kesim tarafından takdir edilen Recai Kutan’a DSİ Genel Müdür Yardımcısı iken İsmet İnönü’ye çok yakın olan Malatya milletvekillerinden birisi gelir. “İsmet Paşa seni partiye davet ediyor. Kendisi Malatya’da birinci sırada olacak sen de ikinci sırada olacaksın` der. Kutan ise, “Ben hep Halk Partisi`nin aleyhinde oldum. Kabul edemem” şeklinde cevap verir. ‘Neden beni CHP’ye çağırıyorsunuz?’ diye soran Kutan’a ise “AP’nin başında teknik konuları bilen Demirel gibi bir adam var. Bize de böyle bir adam lazım’ derler. Süleyman Demirel’in eşi Nazmiye Hanım ise Kutan’ın MSP’ye katılmasından sonra ‘Niye onlara gittin’ diye sitem eder.
1974–1980 yılları arasında Milli Selamet Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığı yapan Recai Kutan, 1977 yılında Malatya milletvekili olarak Meclis’e girdi. Süleyman Demirel’in aynı yılda kurduğu hükümette İmar ve İskân Bakanlığı görevinde bulundu. Bütün bu görevleri başarı ve yüz akıyla yerine getirdi.
Ve bir sabah vakti kalktığında tanklar, askerler sokaklara çıkmış, yani 12 Eylül darbesi olmuştur. Başta Erbakan hoca ve MSP yönetim kadrosu olmak üzere Recai Kutan’da askerler tarafından alınıp Zincirbozan’a ‘zorunlu ikamete’ götürülmüşlerdir. 11 aylık bir çile dönemi başlar. 1987 yılına kadar sürecek bir yargı kıskacına alınırlar.
İşte böylesine metanetli günlerde cezaevini ‘gül bahçesi’ne döndüren MSP’liler kendilerini ziyaret eden dava arkadaşlarına ve yakınlarına ‘dik durun, hervele yapın” diyerek başlarını öne eğmemelerini salık veriyorlar.
Recai Kutan da ailesine metanetli olmalarını ve asla umutsuzluğa düşmemelerini tavsiye ediyor. “Kirazlıdare Tutukevi’nin Penceresi’nden 12 Eylül” isimli kitabında eşi Mebrure Kutan’a yazdığı mektuplarda eşi ve çocuklarına namaz kılmalarını ve metin olmalarını tavsiye ediyor. Kutan’ın Mebrure Hanım’a yazdığı mektuplarda yer alan bazı bölümler şunlar: “Gevşemek, demoralize olmak yok Bu hadiseler Cenab-ı Hakk’ın bir takdiridir. Bu itibarla bunları büyük bir tevekkül, metanet ve sabır içersinde karşılamalıyız. Onun için Mebrure Hanım, öyle gevşemek, demoralize olup, canı sıkılıp yatağa girmek yok. Önce sıhhatine, kılık kıyafetine itina etmeli çocuklarına örnek olmalısın. Hervele yapmanı istiyorum. Elhamdülillah çocuklarımızın utanacakları, boyunlarını eğecekleri hiçbir fiilim de yok. Onun için kendinizi salıp koyvermeyin. Kâbe tavaf edilirken Peygamberimizin emri gereğince ‘hervele’ yapılır. Yani canlı ve çalımlı yürünür. Sizden özellikle Mebrure Hanım senden de hervele yapmanı istiyorum. Saadet içinde yaşayacağız Evet Sevgili Mebrure hanım. Bu kadar gevezelikler senin içindi. Hani TRT’deki yarışmalardan önce, moral hocası, yarışmacıların moralini yükseltir, heyecanlarını da yatıştırır ya. İşte senin de moral hocan sana diyor ki, Allah’ın izniyle kaya gibi olacaksınız. Başınız dik, kendinden emin, kocasına yapılandan sen gururlu. Utanacak ezilecek birisi varsa onlar başkaları. Elhamdülillah yaşımız genç, sıhhatimiz yerinde. Rabbim lütfederse biz bir süre sonra gene bir arada, gene huzur ve saadet içinde yaşamaya devam edeceğiz”
1998 yılında Fazilet Partisi Genel Başkanı oldu. 14 Mayıs 2000’de yapılan Fazilet Partisi ikinci kongresinde oylamaya katılan 1195 delegenin 633’ünün oyunu alarak yeniden seçildi. Fazilet Partisi’nin kapatılmasından sonra 2001 yılında Saadet Partisi’nin kuruluşuna öncülük etti. Bir süre bu partinin genel başkanlığını yaptı. O dönemde Milli Görüş Lideri Erbakan’ın 5 yıllık siyaset yasağını tamamlayarak Saadet Partisi saflarına tekrar geri dönmesiyle emaneti sahibine teslim etti. Genel Başkanlık görevini devretti. Kutan, yapılan devir teslim töreninde Milli Görüş Lideri Erbakan’ın büyük övgüsüne mazhar olur: “En büyük özelliği sadakattir, sevapların en büyüğünü kazanmıştır.”
Gerçekten de Kutan, Milli Görüş saflarında lidere sadakatin en güzel örneğini vermiştir. Hangi seviyede olursa olsun, hangi görev verilirse verilsin, bu görevi kutsal kabul etmiş ve ibadet aşkıyla çalışmış ve çalışmayı öğütlemiştir. Türkiye’yi adım adım gezerek Milli Görüş’ü anlatmış ve asla yılgınlık göstermemiştir. Bize, İslam’ı, ümmeti, Filistin’i, Çeçenistan’ı, Moro’yu, Afganistan’ı, Irak’ı öğreten; ırkçı emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele aşkını kazandıran Milli Görüş Lideri Erbakan’ın hiçbir zaman yanından ayrılmamıştır. O’nun ortaya koyduğu idealleri kendine rehber edinmiştir.
Şimdi bayrağı devir-teslim zamanı. Ama o, bu davayı elbette ki bırakıp gitmiyor. Yine her zaman olduğu gibi makam ve mevki hesabı yapmadan sadece ve sadece hakkın hâkim olması için çalışmaya devam edecek. Türkiye’yi ‘lider ülke’ haline getirme ideali için Milli Görüş saflarında bir nefer olarak, bir akil adam olarak, bir büyük olarak çalışmalarını sürdürecek. Sabrı, hoşgörüsü, olgunluğu ve tecrübesi ile Milli Görüş camiasına hep örnek oldu/olmayı son nefesine kadar sürdürecek.
“Milli Görüşçülerde siyaset, kabir başında son bulur.” diyen Saadet Partisi Genel Başkanı ve ‘siyasetin gülen yüzü’ olarak tarihe geçecek olan Recai Kutan beyefendiye bundan sonraki çalışmalarında Cenab-ı Hak’tan güç ve kuvvet diliyoruz.
Recai Kutan, 1985–1997 yılları arasında Refah Partisi’nde genel başkan yardımcılığı yaptı. 1995 seçimlerinde 20. Dönem Refah Partisi Malatya Milletvekili iken 1996 tarihinde Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki hükümette Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev aldı. 1980 sonrası, bu bakanlığı yürütenlerin çoğu şaibelerle anıldı, haklarında takibatlar yapıldı, hatta bazısı Yüce Divan’da yargılandı. Fakat aynı bakanlıkta görev yapan Recai Kutan, davasının mensuplarına leke getirecek hiçbir şaibeye bulaşmadı, aksine pek çok hayırlı hizmete öncülük etti. Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini geliştirmek için çaba gösterdi ve Türkiye-İran arasında doğalgaz anlaşmasını yapan ilk kişi olarak tarihe imzasını attı.
http://www.oypusulasi.org/