İktidarlar, çözüm üretirler; mazeret değil. Siyasi partilerse, çözüm teklifleriyle iktidara gelirler ve halktan destek aldıkları projeleri hayata geçirirler.
Dünyadaki genel işleyiş böyledir.
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, aynı yolu izleyerek iktidara gelmiş; ancak 1957 yılından itibaren kamuoyu desteğini kaybetmeye başlamıştır.
Aynı şekilde, ANAP 1983 yılında iktidara gelmiş fakat 1987-88’lerden itibaren oy kaybetmeye başlamıştır.
Bunların sebepleri muhteliftir ama birbirine benzer.
2002 yılında iktidara gelen Ak Parti de, 2007 yılında yakaladığı ve seçim zaferine dönüştürdüğü rüzgarı, son bir aydan beri kaybetmeye başlamıştır. Şemdinli olayını tolere eden kamuoyu, Ak parti’nin son bir aydır militerleşmesi karşısında destek rüzgarını kesmiştir. Diğer siyasi partilerin statükocu olmaları ve 20. yüz yıl değerlerine takılıp kalması karşısında, “bir ümittir” diyerek esnafın, köylünün, işçinin, sanayicinin ve aydınların desteğini alan Ak Parti, ekonomik ve siyasi konularda açılımcı özelliğini kaybetmeye başlayınca, onu destekleyenler, önce ufak bir tereddüt geçirmiş, sonra muhalefetlerini açıkça dillendirmeye başlamışlardır. Üstüne üstlük, dar kadrocu anlayış, kamuoyuyla Ak parti’nin arasını açmıştır.
Sayın Başbakan’ın son zamanlarda sarf ettiği ve MHP’ye gitmesi muhtemel oyların önünü kesme amacına matuf sözleri, işin tuzu-biberi olmuş; gerginlikleri ortadan kaldırması gereken Başbakan, sarf ettiği sözlerle, gerginliğin tarafı haline gelmiş veya getirilmiştir. Bu, bir kısım medyanın sürmekte olan muhalefeti de eklenince, muhalefet cephesi genişlemeye yüz tutmuştur.
Görünen o ki, yaz aylarına kadar iktidara destek veren esnaf, çiftçi, köylü, memur, işveren, sanayici ve aydınlar, yeni arayışlara yönelmişlerdir. (Sevgili okuyucularım ve yorumcularım, lütfen sizleri, Sayın Kurtulmuş’a ve Saadet Partisi’ne yönlendirmeye çalıştığımı düşünmeyin; Sayın Kurtulmuş’u ve fikirlerini, projelerini gerçekten hiç bilmiyorum.) Fakat şurası bir gerçek ki, bu münbit topraklar ve akl-ı selim sahibi halkı, tarihin hiçbir döneminde, çözümsüzlük üretmemiştir.
Mart 2009 yerel seçimleri, ya Ak Parti’nin kendine gelmesini sağlayıp dar kadrocu anlayıştan uzaklaşmasını sağlayacak veya yeni oluşumların önünü açacaktır.
Ben ikisine de razıyım; Ya siz?…
