Has Partililer`in tarihsel sorumluluğu

Türkiye kendi gerçekleri artık yüz yüze. Ekonomi, terör, Kürt sorunu, dış politika ve yeni anayasa meseleleri neredeyse hergün manşetler de. Hükümet’in demokratikleşme ile ilgili attığı adımları anayasal bir zemine oturtma zamanı geldi. Sorunların çözümleri sadece uygulama ile değil, bir hukuk çerçevesinde yürütülmesinin gerekliliği çok açık biçimde bir ihtiyaç artık. İlerlemenin iktidara bütünleşik olarak değil, bir hak olarak görülmesinin zamanı geldi.

İktidar partisi olan AK Parti’nin kendisine destek veren büyük halk kitlesinin beklentilerini “Yeni Anayasa” da tanımlamak gibi büyük bir sorumluluğu var. Sorunların aşılmasında hukuku hakim kılmaktan başka çare yok. Bu anayasanın ülkeye dar geldiği çok açık. Umarız AK Parti bu sorumluluğunu yerine getirir. Çünkü kendisinden beklenen bu.

Bu süreçte seçimlerin ardından yeni yeni toparlanmaya başlayan Has Parti’ye önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Yol gösterici siyaset iddiasında bulunan Has Parti, seçimlerde aldığı sonuca bakmadan yoluna devam etmelidir. Siyaset yapmak için yalnızca seçimlerde iyi sonuç almak yetmiyor çünkü. MHP ve CHP seçimlerde ciddi bir sonuç aldılar. Muhalefet ve ana muhalefet partisi oldular. Ancak bu görevi siyasal anlamda yerine getiremedikleri artık herkesin ortak kanaati.

Türkiye’de önemli gelişmeler oluyor ama ne MHP’den ne de CHP’den ses çıkmıyor.

NATO Füze Kalkanı Türkiye’ye yerleştiriliyor, MHP ve CHP’nin gıkı çıkmıyor.

Demek ki, Türkiye’de ciddi bir muhalefet boşluğu var.

Zaten AK Parti’nin en büyük gücü de böylesine aciz bir muhalefetle karşı karşıya olmasıdır.

Bu boşluğu Has Parti’nin doldurması mümkün mü?

Elbette mümkün.

Çünkü AK Parti’nin yaptığı doğruları ve yanlışları en iyi biçimde tahlil edebilme gücü/aklı Has Parti’dedir. Has Parti kadroları AK Parti’yi doğru bir yöntemle eleştirme kabiliyetine sahiptir.

CHP ve MHP’nin statükocu eleştirilerinin ötesinde halkın vicdanını sesi olma görevini yalnızca Has Parti yerine getirebilir. Bunu yaparken yol gösterici ve insaf sahibi olmalı, hakaret etmekten kaçınmalıdır.

Muhalefet etmek sadece eksikleri ve yanlışları dile getirmek değildir. Doğru yapanın hakkını teslim etmelidir Has Parti. AK Parti’nin İHL, başörtüsü, katsayı ve Kuran eğitimindeki yasakları ve adaletsizlikleri ortadan kaldırması noktasında AK Parti’nin attığı adımları desteklediğini söylemekten kaçmamalıdır.

Bunu yapmış olması Has Parti’ye kaybettirmez, yaptığı eleştirilerin haklı olduğu hissini güçlendirir kamu vicdanında. Halkta şu hissiyatı yerleştirebilmelidir Has Partililer “Has Parti iktidarı eleştiriyorsa bu eleştirisinde mutlaka haklılık payı vardır”.

Mesele bu hissiyatı milletin vicdanına yerleştirmektir. Bu algı çok önemlidir bir siyasi parti için. Bunun gerçekleşmesi için doğruları söylemekte ısrar olmak gerekir. Sesin duyulması için daha fazla kişinin söylemesi gerekir. Yalnızca Numan Kurtulmuş’un değil, partinin yerel ve genel tüm organları aynı anda aynı doğruyu onlarca kez tekrarlamalıdır belki de.

Bir örnekle ne demek istediğimizi açıklayalım.

Has Parti’nin son günlerde ısrarla üzerinde durduğu bir husus var ve bunu başka hiç kimse dile getirmiyor. Mavi Marmara katliamını gerçekleştiren İsrail’in 2012 yılında NATO üyesi olma yolunda önemli adımlar attığı konuşuluyor. İsrail’in NATO’ya giriş için Akdeniz Diyalog Grubu’nda olduğu da biliniyor. Ancak Mavi Marmara konusunda İsrail’le köprüleri atan iktidar bu konu da hiçbir şey söylemiyor ve susuyor. Şimdi Has Partililer’in hep birlikte bunu konuştuğunu ve her platformda dile getirdiğini düşünelim. Yalnızca Numan Kurtulmuş değil partinin tüm organları çeşitli vesilelerle bunu gündem de tutmuş olsun. Bu konunun Türkiye gündemine oturması ya da konuşulur olması elbette mümkündür.

Bunu ancak Has Parti gibi özgürlükçü, adaletçi ve anti emperyalist dinamizme sahip bir hareket yapabilir.

İşte muhalefet etmek ve siyaset yapmak böyle bir şeydir aslında.

Herkesin görmediğini ve ileri de olması muhtemel gelişmeleri görebilmek veya gerçekleşeni doğru analiz ederek çözümü toplumun gündemine taşımaktır siyaset yapmak. İktidarın bir adım önünde olmaktır. Bunu yapabilme gücünü ve özgüvenini kendinde bulmaktır siyaset yapmak.

Has Parti içe dönmekten ve seçim muhasebesi yapmaktan artık vazgeçmeli ve ileriye bakmalıdır. Sesini yükseltmek istiyorsa bir yandan teşkilat/örgüt gücünü yenilemeli ve güçlendirmeli diğer yandan siyaset üretmeye devam etmelidir.

Zaman zaman ekranlar da görünen bazı Has Parti yöneticilerinin uzmanlık alanları ile ilgili görüş ve düşüncelerini dile getirirken, siyasi kimliklerini geri planda tutma kompleksine düştüklerini görüyoruz. Doğrusu bunu anlayışla karşılamak oldukça zor. Ayrıca partinin üst düzey görevlerinde bulunanların “bu söylediklerim benim kişisel kanaatlerim” deme gibi bir lüksü yoktur. Siyasette üst düzey görev alanların “kişisel düşüncelerim” gibi bir cümle kullanması aslında şu anlama gelir; Parti bir şey düşünmüyor, ben düşünüyorum ya da ben bunları düşünüyorum ama parti böyle düşünmüyor. Eğer durum böylese bu daha da vahim bir gerçeğe işaret eder.

Eğer Halkın Sesi Partisi gerçekten parti olmak istiyorsa yeniden özgüven içinde yola çıkmalı ve kendisini partili hisseden herkes “Medeniyet Siyaseti / Ortak Söz” merkezinde yeniden toplanmalıdır.

Türkiye’nin Has Parti gibi gerçekçi bir muhalefet partisine ihtiyacı olduğu açıktır. Numan Kurtulmuş ve arkadaşları başta MYK ve GİK olmak üzere bu sorumluluğun bilinci içinde hareket etmelidir. Bu harekete, tarihsel bütünlük ve devamlılık çerçevesinde Siyasal İslami mücadele geleneğinin bugünkü temsilcisi olma iddiasını ve anlamını yüklemiyorsa bu yapının içinde yer almamalıdır.. Mazlumların, madunların temsilcisi olmak, Medeniyet Siyaseti yapmak iddiası bu tarihsel mücadele geleneğinin bugünkü temsilcisi olma iddiasıdır.

Şimdi hep birlikte Türkiye’nin “makul, insaflı, gerçekçi ve yol gösterici” muhalefet aklını yeniden inşa etme vaktidir. Bu tarihsel sorumluluk ise Medeniyet Siyaseti iddiasıyla yola çıkmış olan Numan Kurtulmuş’un ve Has Partiler’in omuzlarındadır.

Eğer bu tarihsel sorumluluk yerine getirilemezse Sünnetullah’ın gereği olarak elbette bu sorumluluğun bilincinde olan başka topluluk çıkacaktır.

Vesselam…

Ali Öztürk

http://www.gazeteboyut.com/Yazar/Ali-Ozturk/Has-Partililerin-tarihsel-sorumlulugu.php

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 39 other followers