Fasa fiso dememişti oysa
Ekim 31, 2011 Yorum yapın
Merhum Erbakan Hoca askerden çok çekti, CHP zihniyetinden çok çekti. Ama hiçbirinden çekmedi medyadan çektiği kadar.
Dün İngiliz gazetesi Daily Telegraph’ın Erdoğan’dan özür dilediği haberiyle karşılaştığımda cız etti içim. Partisinin İran’dan 25 milyon dolar yardım aldığına dair yayınları asılsız çıkmıştı. İçim cız etti, çünkü Erbakan Türk medyasının tek bir gün özür dilediğini göremeden gitti.
Bizde musalla taşına yatırmadan özür dilemiyorlar. En iyi siyasetçi ölü siyasetçidir, dirisi sevilmiyor velhasıl.
Kaza değil çarpıtma
Susurluk skandalı patlak verdiğinde Erbakan başbakandı.
Devlet, siyaset ve mafya üçgeninde dönen kirli dolapların korkunç yüzüyle karşılaşmıştı Türkiye.
Derin devlet denilen müphem varlık ilk kez suçüstü yakalanmıştı. Hesap sormak için bulunmaz bir fırsattı. Gelin görün ki, medyanın büyük gayretleriyle yanlış adrese kesildi o hesap.
Gün yüzüne çıkan karanlık işlerde hiç dahli olmadığı halde, fatura Erbakan’a çıkarıldı. Psikolojik harp yöntemleriyle gözdağı verilerek, darbe tehdidiyle korkutularak başbakanlıktan indirilen Erbakan, derin devletin işbirlikçisi gibi gösterildi.
Çünkü Susurluk kazasıyla aleniyet kazanan çarpık ilişkilere ‘fasa fiso’ deyip küçümsediği, önemsizleştirdiği yazıldı günlerce. Trajik bir komedi misali, televizyonlarda derin devletin hamisi, efendisi olarak hırpalandı bu sebeple.
Sırf o sözler yüzünden, devlet içinde çöreklenmiş çetelere karşı yükselen öfkenin hedefi oldu birden. Derin devletin hesabı, baş düşmanından soruldu. ‘Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık’ eyleminde yanıp sönen ışıklara, çalınan tencerelere tavalara muhatap buldu kendini. Sanki hepsi Erbakan’ı alaşağı etmek için tezgâhlanmıştı.
Halbuki basit bir yanlışlık vardı ortada. Erbakan Susurluk çetesi için, devlet bağlantılı suç şebekeleri için ‘fasa fiso’ dememişti ki. O dönem Refah Partili olan Haşim Haşimi dili döndüğünce anlatmaya çalıştı ama dinletemedi kimseye.
Erbakan partisinin kapalı grup toplantısında, muhalefetin Susurluk üzerinden kopardığı yaygaraya, hükümetini yıpratma çabalarına karşı kullanmıştı ‘fasa fiso’ sözünü. “Yıkıcı muhalefete kulak asmayın siz, aldırmayın” demeye getirmişti. Çetelerin varlığına, karanlık bağlantılarına yönelik değildi küçümseme tepkisi.
Susurluk kazasına değil, maksatlı bir çarpıtmaya kurban gitmişti yani.
Başbakan Erdoğan’dan biliyorum. Diyanet’in yeni imam ihtiyacı için “Efendiler, siz bilmezsiniz, Diyanet bilir” demişti de, o söz başörtüsüne yasak kararı veren Danıştay hâkimlerine söylenmiş gibi yansıtılmıştı.
Medyanın özür borcu
Sonrası malum; kamera kaydı bulunmasına rağmen düzeltilemedi bir türlü.
Önce köşelerde zehir zemberek yazılara, ardından da siyasetten men istemine gerekçe yapıldı mahkemede.
Bütün tashih uyarılarına rağmen hiçbiri laftan, sözden anlamadı, daha doğrusu anlamazdan geldiler. Bir kere yapıştı mı, kalıyor siyasetçinin üstünde. Temizleyebilene aşk olsun.
Merhum Erbakan Hoca askerden çok çekti, CHP zihniyetinden çok çekti. Ama hiçbirinden çekmedi medyadan çektiği kadar. Görmediği eza, cefa kalmadı ellerinden. Yaşarken medyanın da, askerin de, siyasi hasımlarının da gadrine uğradı en ağır biçimde. Dün cenazesinde gördüm, vicdan rahatlatma yarışına girmişti hepsi.
Madem bozuk imajlarını düzeltmek için fırsata çevirdiler cenazesini, itibarını da iade etsinler o halde. Hakkını bari ölümünden sonra teslim etsinler.
Fatih Camii’nin avlusunda toplanan cemaat hakkını helal etti Hoca’ya. Susurluk’u Erbakan’ın üstüne yıkan medyamız da mukabilinde ondan helallik istiyorsa, özür borcunu yerine getirsin önce.
http://www.oypusulasi.org/