Halkın Sesi Partisi başarısız mı sayılmalı? Halkın Sesi Partisi kendini topluma hangi kimlikle sunmalı? Has Parti Cemaatler`den neden destek alamadı? Has Parti bundan sonra ne yapmalı? Gazeteboyut Yazarı Ali Öztürk`ün analizi…
1 Kasım’da Halkın Sesi Partisi kurulduğunda başladı tartışma aslında. Partinin adı bile bazılarına fazlaca SOL’u hatırlattı. Yeni bir ismi kabullenmesi ve hazmetmesi zordur toplum psikolojisi için. Fakat sonraları herkes HAS Parti adını, Halkın Sesi’ni benimsedi ve özellikle Mısır, Tunus ve Ortadoğu coğrafyasında yaşanan süreçler Halkın Sesi’ni olması gerektiği yere yerleştirdi toplumun zihninde.
Seçim sonuçlarını belki günlerce konuşabiliriz ve değerlendirebiliriz. Ya da çok basit bir değerlendirme yaparak AK Parti, Bağımsızlar ve herşeye rağmen kısmi de olsa MHP bu seçimin başarılı olan partileri diyerek işin içinden çıkabiliriz veya HAS Parti’nin içinde bulunduğu diğer partiler için başarısız olmuşlardır diyebiliriz. Ama bu kolaycılık olur.
Başarılı olanların başarısı ile başarısız sayılanların başarısızlığı aslında birbiriyle derinlemesine ilişkili bir gerçeklikle söz konusu. Fakat bunun anlaşılabilmesi için zamana ihtiyaç var. Yani başarılı olanların yeni dönemde yapacakları ile bunu anlatmak daha doğru olacaktır. O yüzden şimdilik bekleyeceğiz ve göreceğiz.
Peki Has Parti neden başaramadı ya da başarılı sayılabilmesi için temel ölçüt nedir?
Has Parti’nin başarısını/başarısızlığını değerlendirmek için aldığı oy oranını tek ölçüt kabul ederseniz “evet başarısızdır” diyebilirsiniz. Kuruluşunu 1 Kasım’da yapmış bir partinin seçime girmeye hak kazanacak kadar hızlı bir teşkilatlanmaya mecbur kalması ve hemen ardından seçime girmesi sonucunda bu oy oranını yakalaması bakımından bakarsanız “başarısız değildir” diyebilirsiniz. Fakat Has Parti’yi mahkum etmek istiyorsanız “şartlar ne olursa olsun, alınan bu oy başarısızlıktır” diyenler de çıkabilir. Bana sorarsanız aceleci davranmamak gerekir. HAS Parti ve Numan Kurtulmuş’a haksızlık etmemeliyiz.
HAS Parti’nin eksikleri yok mu? Elbette var.
Hataları yok mu? Elbette var.
Başta Numan Kurtulmuş olmak üzere herkes bu soruların cevabını bulmak ve bundan sonraki yol haritasını belirlemek üzere çalışıyor. Ancak şunu da bir kenara not etmekte fayda var; Numan Kurtulmuş öyle bazılarının düşündüğü/zannettiği/umduğu gibi bir kararsızlık içinde değil. Tam tersine “Yola devam” noktasında kesin kararlı. Çünkü Medeniyet Siyaseti diyerek yola çıktığını hiç unutmadan mücadelesini sürdürdü her zaman.
Peki Has Parti bundan sonra ne yapmalı?
Has Parti bu seçim sonuçlarını temel ölçü kabul edenlerin sözlerini de yok saymadan yola devam etmelidir. Partinin ana kimliğini, kuruluş felsefesinden ödün vermeden makul çoğunluğun hassasiyetlerini gözeterek yeniden tanımlamalıdır.
Partiyi Milli Görüş eksenine çekmek doğru bir yaklaşım değildir. Milli Görüş Geleneği içinden gelenlerin bir kısmının bu türden bir reflekse sahip olduğunu biliyoruz. Oysa Has Parti daha kuruluş aşamasında Milli Siyaset Geleneği’ne yaslanarak ve Medeniyet Siyaseti eksenli bir manifesto ile yola çıktı. Bu manifesto Milli Görüş’ü dışlamayan ama aşan bir ruha sahiptir. Öte yandan seslendirdiği ve öne çıkardığı değerlerin insani/islami olduğu da çok net. Fakat bunu fazlaca vurgulamadı diyebiliriz. Bir örnekleme yapacak olursak mesela Kürt Sorunu ile ilgili yaklaşımına bakalım Has Parti’nin.
Has Parti’nin bu topraklarda yaşayan halkların birlikteliğini ve kardeşliğini savunurken referans aldığı değerlerin başında tarihsel birikimimiz ve inançlar olduğunu herkese net biçimde anlatamadı. Yani Kürt Sorunu’nun çözümünde “Türk ve Kürt halkı yıllarca aynı inancı paylaştıkları için kardeştir” sözünün sorunun çözümünde gereken karşılığı bulmadığının ve bir anlamda bu türden yaklaşımların “topu taca atmak” gibi algılandığının farkında olarak, “değerlerden” kopmadan bir çözüm paketi önerdi mesela. Peki bu mesajın Kürt halkının yoğun olduğu coğrafya da bir karşılığı kalmış mıdır o da ayrı tartışma konusu elbette. Has Parti için bu türden belki de birçok örnek verebiliriz.
Müslümanlık/İslam/ İslamcılık meselesi Türkiye’de siyasetin ana ekseni olma noktasında mıdır?
Müslümanlık/İslam bu topraklarda yaşayan halkların ana umdelerindendir. Ancak bunu bir politik çizginin ilk sırasına koymak şimdilik toplumda hoş karşılanmamaktadır. Bu gerçeği AK Parti’nin aldığı oy net biçimde göstermiştir. AK Parti’nin islamcılık gibi bir iddiası hiçbir zaman olmadı zaten. Ancak öyle algılandı diyebiliriz.
Bunu bir örnekle açıklamakta fayda var. İşte size bir çok yakın dönemden bir örnek.
Seçime birkaç gün kala Bediüzzaman Said Nursi’nin talebeleri adına yayımlanan açıklamada aynen şu ifadeler yer alıyordu; Bu manalar çerçevesinde yapılan müzakere, mütalaa ve değerlendirmelerden sonra hasıl olan müşterek kanaat arz edilmiştir. AK Parti, dine ve dindarlara hürmetkardır. Müspet ve güzel hizmetlere ev sahipliği yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Üstadımızın işaret buyurduğu özgürlükçü ve demokrat mana bu partide tecelli etmektedir.Şimdiki durumda kitle partisi AK Parti görünmektedir. Bu sebeple onun `Kur`an, vatan ve İslamiyet` adına iktidarda muhafaza edilmesi gereklidir.
Evet ilginç değil ve şaşırtıcı değil mi?
“Dine ve dindarlara hürmetkar” ve “Özgürlükçü ve demokrat” ifadeleri AK Parti’nin kitlesel bir desteğe sahip olmasını sağlayabiliyor. Yani “islamcı” olması şartı çokta önemli değil. Tabii bu Nur Talebeleri’nin AK Parti’yi tercih etme sebebi ama bir gösterge olması bakımından önemli bana kalırsa. Bu durumda Has Parti gibi iddiaları olan bir partinin bu türden kitlesel desteğe sahip olan cemaatler/tarikatler/gruplardan destek sağlama ihtimali şimdilik neredeyse hiç yok diyebiliriz.
Peki Has Parti kendini nasıl tanımlayacak?
Has Parti kendini toplumun anlayacağı bir dille tanımlamalıdır.
Bana kalırsa Özgürlükçü ve adaletçi müslüman/islamcı bir parti tanımlaması genel kabul görebilir. Böylece özgürlükçü müslümanlığı sayesinde toplumdaki her türlü alt/üst kimliğe sahip olanlarla temas kuracak, adaletçi müslümanlığı yönü ile emeğin ve alınterinin kıymetini önceleyecek.
Hiç bir zaman toplum Has Parti’nin tam olarak istediği yere gelmeyecektir. Toplum ve parti birbirine doğru adım atacaktır. Toplum bizi anlamadı ve anlamıyor demek siyaset dışı kalmak demektir. Siz topluma kendinizi doğru ve yalın bir dille anlatacaksınız ve toplum da sizi anladıkça yaklaşacaktır.
Şimdi kritik bir soru daha soralım; Peki Sosyalist gelenekten gelen ve gayri müslim insanlar Has Parti’de nasıl yer alacaklar?
Aslında bunun cevabı çok basittir ama uygulama bakımından zordur. Has Parti’de yer alan sosyalistler ve gayri müslimler, Numan Kurtulmuş’un müslümanlığından veya partililerin müslümanlığından asla rahatsızlık duymamışlardır. Tam tersine bu onlar için bir sigortadır. Bundan sonra da karşılıklı güven ve partinin “Ortak Söz” ü etrafında birlikte siyaset yapma imkanı vardır. Medeniyet Siyaseti anlayışı buna imkan verecek değerleri barındıran bir anlayıştır.
Daha başka ne yapılabilir?
Öncelikle parti teşkilatlarında ve gerekiyorsa Genel Merkez’de gereken rotasyon ve güçlendirme aceleci/acemi davranmadan yapıldıktan sonraNuman Kurtulmuş ve arkadaşları Medeniyet Siyaseti/Hareketi’ni besleyecek unsurların oluşumu için harekete geçmelidir. Yaniiddiaların/düşüncenin toplumun kılcal damarlarına taşınmasınımümkün kılacak yapılar oluşturulmalıdır.
Bu yapılar özellikle gençlerin/kadınların biraraya geleceği platformlar olabilir. Ya da varolan yapılarla daha sıkı bir işbirliği ve temas süreci başlatılabilir. Özellikle Parti’nin Kurucular Kurulu’nu oluştururken gözetilen toplumsal katmanlar sürece dahil edilebilir. “Yeni yapılar kurmak” üzerinde dikkatle düşünülmesi ve doğru kurgulanması gereken bir alandır. Yapılmış olsun diye yapmak yerine inisiyatif alanı ve işlevselliği gözetilmelidir.
Bu nokta da üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir husuta şudur; Numan Kurtulmuş’un liderliğini tartışan anlayışta olanları barındıran yapılar kurma hatasına düşülmemelidir. Liderliği “kayıtsız/şartsız itaat/biat” bakımından değil, özellikleri ve niteliği bakımından kabullenmiş yapılarla doğru bir yol arkadaşlığı yapılabilinir ancak.
Şimdilik bu kadarı ile yetinelim. İnşallah HAS Parti bu hassas ve kırılgan süreci Numan Kurtulmuş liderliğinde sağlıklı bir özeleştiri/istişare yaparak geride bırakacaktır. Bundan sonrası ise geleceğe bakmaktır.
Ali Öztürk
Gazeteboyut / Has Parti Kurucular Kurulu Üyesi
http://www.gazeteboyut.com/Haber/Siyaset/21062011/Ozgurlukcu–Adaletci-Sivil-Islamci-Parti-Has-Parti.php